ENGLISH
  Güncelleme: 09/08/2019

Avrupa Birliğinin Genişlemesi

Altı ülkenin Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kurarak bugünkü temellerini attığı Avrupa Birliği[1] (AB), birbirini takip eden çeşitli genişleme ve bütünleşme süreçlerinden geçerek, pek çok alanda ortak politikalar uygulayan 28 üyeli uluslarüstü bir yapıya dönüşmüştür. Bu süreç içinde AB her biri farklı nitelikte yeni üye devletleri bünyesine katarak siyasi, ekonomik ve jeopolitik açıdan çok daha güçlü bir Birlik haline gelmiş ve bu vesileyle uluslararası sistemdeki etkinliğini artırmıştır.

Tarih içinde hem AB’nin dönüştürücü gücünü çevresine yayması bakımından, hem de AB’nin içsel dönüşümünde büyük role sahip olması bakımından, genişleme politikası AB literatüründe sıklıkla en önemli ve en başarılı dış politika aracı olarak anılmaktadır.

AB'nin genişleme politikası, Birliğin derinleşme sürecine paralel olarak ve her yeni genişleme dalgasıyla birlikte yeniden şekillenerek bugünkü halini almıştır. Özellikle Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkelerinin üye olduğu son genişleme dalgası, genişleme politikasının şu andaki şeklini almasında öncü adım olmuş ve "koşulluluk" ilkesinin kurumsallaşmasını sağlamıştır. Katılım koşulluluğu kısaca AB’ye üye olmak için başvuran ülkelerin,  üyelik öncesinde yerine getirmesi için üstlenmesi gereken yükümlülükler bütünü olarak tanımlanabilir.

1993 yılında yapılan Kopenhag Zirvesinde belirlenen ve “Kopenhag Kriterleri” olarak bilinen kriterler, Birliğe üye olmak isteyen ülkeler açısından temel bir kılavuz niteliği taşımaktadır. AB aday ülkelerle müzakerelere başlamaya ilişkin kararı, Kopenhag “Siyasi” Kriterleri olarak bilinen; demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve azınlık haklarını güvence altına alan kurumların mevcudiyeti koşullarının yeterli ölçüde karşılandığına kanaat getirmeden almamaktadır.

Öte yandan 15-16 Aralık 1995 tarihinde gerçekleştirilen Madrid Zirvesi’nde, Birliğe üye olacak ülkelerin sadece AB müktesebatını iç hukuklarına aktarmakla sorumlu olmadıkları, aynı zamanda uyumlaştırdıkları mevzuatı uygulamaktan sorumlu idari ve hukuki yapıları oluşturmakla da yükümlü oldukları belirtilmiş ve bu yükümlülük yeni bir katılım koşulu olarak sunulmuştur. İdari kapasite kriteri olarak adlandırılan bu koşul, Madrid Kriteri olarak da anılmaktadır.

Kopenhag Kriterleri ve Madrid Kriterine ek olarak Gündem 2000’de iyi komşuluk ilişkileri tesis etme de bir katılım koşulu olarak sunulmuştur. Buna göre, tüm aday ülkeler Birliğe katılımlarından önce kendi aralarındaki ve üçüncü ülkelerle olan sınır ihtilaflarını çözmeli, gerektiğinde Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmalıdırlar.

Bunlara ek olarak, Hırvatistan ve ülkemizin müzakerelere başlamasıyla, her biri AB’nin farklı politika alanlarını temsil eden ve “fasıl” olarak anılan müzakere başlıklarının açılıp kapanması için de Avrupa Komisyonu “teknik kriterler” getirmeye başlamıştır. Açılış ve kapanış kriterlerinin aday ülkelere iletilmesi ve bunların yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesi esnasında oluşan prosedürler de katılım sürecinin bugünkü şeklini alması için önemli bir aşamayı teşkil etmiştir.

Hali hazırda adaylığı devam eden Batı Balkan ülkelerinin müzakere sürecinde ise Komisyon 23.Yargı ve Temel Haklar ile 24. Adalet Özgürlük ve Güvenlik fasıllara ilişkin yeni bir yaklaşım geliştirmiştir. “Yeni Yaklaşım” çerçevesinde, müzakerelere başlayan aday ülkeye gerekli reform programını oluşturması için yeterli zamanın sağlanması amacıyla, 23 ve 24. fasılların mümkün olduğunca erken bir aşamada ele alınması ve müzakere süreci boyunca açık kalması; bu fasıllardaki ilerlemenin genel müzakere sürecindeki ilerlemenin gerisinde kalması durumunda diğer fasılların açılması ve kapanmasına müdahale edilebileceği kararlaştırılmıştır.

Bununla birlikte AB aday ülkelere üyelik öncesi yerine getirmelerini beklediği koşullar sunmakla kalmamış, özellikle aşağıda anlatılacak 5. Genişlemeden bu yana aday ülkelerin üyelik koşullarını karşılamak için yapmakla yükümlü olduğu çalışmaları sistematik olarak çeşitli toplantılar, belgeler ve izleme mekanizmalarıyla yönlendirmiş ve değerlendirmiştir.

Türkiye’nin katılım sürecine yönelik bilgi ve belgeler için tıklayınız.

Genişlemenin Tarihçesi

Genişleme süreci, temel olarak 6 döneme ayrılabilir.

Birinci Genişleme (İngiltere, İrlanda, Danimarka - 1973)

İngiltere, İrlanda ve Danimarka 1961 yılında üyelik için AB'ye başvurmuşlardır. Fransa dışındaki diğer ülkeler, İngiltere'nin üyeliğine olumlu yaklaşırken, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, ülkenin Kıta Avrupa'sından oldukça farklı olduğu, ekonomik sıkıntılar yaşadığı, Amerika Birleşik Devletleri'ne askeri ve diplomatik açıdan bağımlı olduğu ve bu sebeple Birliğin gelişimini engelleyeceği gibi gerekçelerle bu üyeliğe karşı çıkmıştır. İngiltere 1967 yılında tekrar başvuruda bulunmuş ve başvurusu aynı gerekçelerle yine kabul edilmemiştir. Bu ülkelere ilişkin genişleme süreci 1969 yılında De Gaulle'ün Fransa Cumhurbaşkanlığından istifa etmesinden sonra başlamış ve 1 Ocak 1973'te üyelerin AB’ye katılımıyla son bulmuştur.  

İkinci Genişleme (Yunanistan - 1981)

1961 yılında AB ile Ortaklık Antlaşması imzalayan Yunanistan ile ilişkiler, Albaylar Cuntasının 1967’de yönetime el koymasıyla askıya alınmıştır. 1974 yılında Askeri Cuntanın yönetimi sivillere bırakmasıyla demokratik bir yönetime kavuşan Yunanistan, 1975 yılında tam üyelik için AB'ye başvurmuştur. Başvuru AB içinde, Yunanistan'ın üye olmaya gerek siyasi gerek ekonomik açıdan hazır olmadığı, diğer üye devletlerle ortak değerleri paylaşmadığı gibi kaygılarla karşılanmıştır. Altı yıl süren müzakere sürecinin ardından üye devletler Yunanistan'ı dışarıda bırakmak yerine, onun demokratikleşmesinin ve ekonomik gelişiminin Birlik içinde daha etkili sağlanabileceği görüşünü savunmaya başlamış ve bunun üzerine Yunanistan 1 Ocak 1981'de AB'ye üye olmuştur.

Üçüncü Genişleme (İspanya, Portekiz - 1986)

İber Yarımadası genişlemesi olarak da tanımlanan üçüncü genişleme, İspanya ve Portekiz'in 1 Ocak 1986 yılında AB'ye üye olmasıyla gerçekleşmiştir. Bu iki ülkenin üyelik başvurusunda bulunduğu esnada Birlik ile aralarındaki siyasi ve ekonomik gelişmişlik farklarından dolayı, üyeliğe kabul edilip edilmeyecekleri birçok tartışmaya sebep olmuştur. İspanya ve Portekiz'in üye oldukları takdirde gerek tarım alanında gerekse işçilerin serbest dolaşımı konusunda üye devletlere ekonomik açıdan yük oluşturabilecekleri endişesi, AB'nin gündemini uzunca bir süre meşgul etmiş; ancak Akdeniz'in AB açısından jeopolitik önemi ve o dönem yürütülen genişleme politikasının başarısı tüm bu tartışmaların aşılmasını sağlamıştır.

Dördüncü Genişleme (Avusturya, Finlandiya, İsveç - 1995)

AB'nin dördüncü genişlemesi Soğuk Savaş ve sonrasında yaşanan gelişmelerle yakından ilgilidir. Savaş sırasında tarafsızlık politikası izleyen Avusturya, Finlandiya ve İsveç, Soğuk Savaş sona erdiğinde AB'ye katılmaya karar vermiştir. Söz konusu ülkelerin kültürel olarak Avrupa’nın bir parçası olmaları ve adaylık öncesinde Avrupa Topluluğu ile yakın ekonomik ilişkiler kurmuş olmaları sebebiyle bu genişleme süreci son derece sorunsuz geçmiştir. Avusturya, Finlandiya ve İsveç 1 Ocak 1995'te AB üyesi olmuştur.

Beşinci Genişleme (Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Letonya, Litvanya, Estonya, Malta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi - 2004) (Romanya, Bulgaristan - 2007)

Soğuk Savaş'ın sona ermesi Avrupa kıtası açısından gerçek bir dönüm noktasıdır. Yarım yüzyıllık bölünmüşlüğün sona ermesi tüm Avrupa'da coşkuyla kutlanmış, Malta ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kendi iradelerine bağlı olmadan Avrupa bütünleşmesinin dışında kalan Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri AB üyesi olmak için başvuruda bulunmaya başlamışlardır. Bununla birlikte hem aday ülkelerin nitelik ve nicelikleri hem de Avrupa bütünleşmesinin ulaşmış olduğu derinlik açısından daha önceki genişlemelerden çok farklı olan beşinci genişleme süreci aday ülkeler açısından da AB açısından da oldukça sancılı geçmiştir.

Bu genişleme sürecinde üyelik başvurusu yapan ülkeler yukarıda da değinildiği üzere Kopenhag üyelik koşulları çerçevesinde toplumsal yaşamın hemen her alanını yeniden düzenlemişlerdir. AB de genişleme sürecini kendine has yönlendirme ve izleme mekanizmalarıyla diğer genişlemelere kıyasla çok daha kapsamlı bir şekilde yürütmüştür.

Ardından AB Konseyi Aralık 1997'de Lüksemburg Zirvesi'nde, genişlemeyi olası kılan süreci başlatmıştır. Bu süreçte ilk seferde aşağıda belirtilen on iki ülke aday ülke statüsü almıştır: Bulgaristan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Romanya, Slovak Cumhuriyeti ve Slovenya.

Avrupa Komisyonunun tavsiyesi üzerine 31 Mart 1998'de GKRY, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya ve Slovenya olmak üzere altı ülke ile müzakerelere başlanmıştır.

Malta, 1996'da dondurmuş olduğu üyelik başvurusunu Ekim 1998'de tekrar yürürlüğe koymuştur. AB Konseyi Aralık 1999'da Helsinki Zirvesinde katılım sürecinin kapsamlı niteliğini teyit etmiş ve Avrupa Komisyonunun tavsiyesine dayanarak altı aday ülkeyle daha resmi katılım müzakerelerini başlatmaya karar vermiştir: Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Romanya ve Slovak Cumhuriyeti. Bu altı ülke ile katılım müzakereleri 15 Şubat 2000'de resmen açılmıştır. AB Konseyi Helsinki'de, Türkiye'nin diğer aday ülkelerle aynı kriterlere göre Birliğe katılma yolunda bir aday olduğunu da teyit etmiştir.

1 Mayıs 2004 tarihinde 10 yeni üye ülkenin (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovakya, Slovenya, Litvanya, Letonya, Estonya, Malta ve GKRY) AB'ye resmen katılması ile AB tarihinin en kapsamlı genişlemesi tamamlamıştır. 

Bulgaristan ve Romanya'nın üyeliği ise 1 Ocak 2007 tarihinde gerçekleşmiştir.

Altıncı Genişleme: (Hırvatistan- 2013)

2003 yılında adaylık başvurusu yapan Hırvatistan, 3 Ekim 2005'te ülkemizle birlikte katılım müzakerelerine başlamıştır. Slovenya’nın çeşitli fasıllara yönelik blokajını kaldırmasının ardından tüm fasıllarını açıp kapatan Hırvatistan 9 Aralık 2011'de Katılım Antlaşmasını imzalamıştır. Hırvatistan’ın 2013 yılında üye olmasıyla, AB 28 üyeli bir Birlik haline gelmiştir.

Aday ve Potansiyel Aday Ülkeler

Mevcut durumda Türkiye dışında AB üyeliğine aday olan 4 ülke bulunmaktadır: Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Arnavutluk. AB, Türkiye, Karadağ ve Sırbistan ile katılım müzakerelerini sürdürmektedir. Bosna Hersek ve Kosova ise potansiyel aday ülkelerdir.

17 Haziran 2010 tarihinde AB ile katılım müzakerelerine başlayan ve 35 müzakere faslından 27’sini açmış, 11 faslı da geçici olarak kapatmış olan İzlanda, 12 Mart 2015 tarihinde AB’ye adaylık başvurusunu geri çekmiştir. Müzakere sürecinde belli bir mesafe kat ettikten sonra üyelik başvurusunu geri çekme bakımından İzlanda örneği genişleme tarihinde bir ilki teşkil etmektedir.

Avrupa Birliği’nin Genişleme Politikasında Mevcut Durum

Aday Ülke

AB’ye Üyelik Başvuru Tarihi

    Adaylık Tarihi

Müzakerelere Başlama Tarihi

Türkiye

14 Nisan 1987

10-11 Aralık 1999

3 Ekim 2005

Kuzey Makedonya

22 Mart 2004

15-16 Aralık 2005

           -

Karadağ

15 Aralık 2008

17 Aralık 2010

29 Haziran 2012

Sırbistan

22 Aralık 2009

1 Mart 2012

17 Aralık 2013

Arnavutluk

24 Nisan 2009

27 Haziran 2014

         -

Potansiyel Aday Ülke

Potansiyel Aday Statüsü

İstikrar ve Ortaklık Anlaşmasının İmzalanması

İstikrar ve Ortaklık Anlaşmasının Yürürlüğe Girmesi

Bosna Hersek

20 Haziran 2003

16 Haziran 2008

1 Haziran 2015

Kosova

18 Şubat 2008

27 Ekim 2015

1 Nisan 2016

Katılım Müzakerelerini yürüten ülkelerde mevcut durum tablosuna ulaşmak için tıklayınız.

Aday ülkelere ilişkin detaylı bilgi için tıklayınız.

Potansiyel aday ülkelere ilişkin detaylı bilgi için tıklayınız.

Avrupa Komisyonunun genişleme ile ilgili sayfasına ulaşmak için tıklayınız.


[1] Metin içinde tarihsel süreçte nasıl adlandırıldığından bağımsız olarak Avrupa Birliği şeklinde anılacaktır.

 


Güncelleme: 09/08/2019 / Hit: 315,694