ENGLISH
  Güncelleme: 02/05/2017

AB Bakanı Ömer Çelik Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Halk Oylamasıyla İlgili Basın Toplantısı Düzenledi

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Avrupa Birliği Bakanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Halk Oylamasını değerlendirdi. Basın toplantısında AB Bakanı Ömer Çelik ayrıca, AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu ile Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin ortak çalışması olan uluslararası gözlem misyonunun raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.

AGİT Genel Sekreteri Lamberto Zannier'in 23 Ocak 2014'te Mısır halkının anayasayı kabulünü tebrik ettiğini hatırlatan Çelik, "Dolayısıyla burada seçimlerle ilgili bir çifte standart olduğu ortadadır. Türkiye'de bu bahsedilen, eleştiri konusu yapılan her şey aslında Türkiye'deki demokrasinin gücünü göstermesi bakımından ele alınması gereken konulardır." ifadesini kullandı.

AB Bakanı Ömer Çelik, muhalefet partilerinin kampanyalarını özgürce yaptığını belirterek, Türkiye'de referandum öncesi süreçte güçlü bir demokratik kampanya tablosunun ortaya çıktığını söyledi.

Seçmenlerin özgür iradeleriyle sistem değişikliğine oldukça açık bir sonuçla "Evet" dediklerinin altını çizen AB Bakanı Ömer Çelik, "Referandumun kuralları belli, halkımıza sorulan soru gayet açık. Çıkan sonucun üzerinde de herhangi bir soru işareti söz konusu değil." şeklinde konuştu.

Bakan Ömer Çelik, Türkiye'de yapılanın sistem değişikliğinden ibaret olduğuna dikkati çekerek, kimin başkan olacağının ise yine hür ve demokratik seçimlerle belirleneceğini vurguladı.

Bazı muhalefet partilerinin spekülasyon üretmeye çalışmalarının kendilerini de var eden demokratik zeminleri hırpalamaktan ve kendi varlık sebeplerini zayıflatmaktan başka bir işe yaramayacağını dile getiren AB Bakanı Ömer Çelik, "Türkiye'de nasıl bir hükümet sistemi olacağına Türk halkı karar verir." dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik, Türk halkının bu kararıyla AB'ye katılım süreci arasında olumsuz bir bağlantı kurmanın demokrasi kültüründen yoksun olmak anlamına geldiğini belirterek, "Avrupa'daki bazı siyasilerin Türkiye'de çıkan referandum sonucunu, 'Türkiye-AB ilişkilerinin sonu anlamına geldiği' şeklinde bir ifade ile karşılamaları demek, onların demokrasi kültüründen ne kadar yoksun olduklarını ifade eden bir yaklaşım olur." değerlendirmesinde bulundu.

AB ülkelerindeki bazı parti temsilcilerinin güçlü bir şekilde "Evet" oyu çıkan ülkelerdeki Türk vatandaşlarının "sürülmesinden, pasaportlarının ve vatandaşlık haklarının iptal edilmesinden" bahsettiklerine değinen Bakan Ömer Çelik, "Bu öteden beri söylediğimiz, Avrupa değerlerinin Avrupa'daki bazı siyasi partiler tarafından nasıl tehdit edildiğini açık ve net bir şekilde gösteren, İkinci Dünya Savaşı öncesindeki bazı acı olayları hatırlatan bir yaklaşımdır." ifadesini kullandı.

AB Bakanı Ömer Çelik, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn'ın AGİT gözlemci heyetinin raporuna göre referandum sonuçlarının değerlendirileceğini açıklamalarının son derece yadırgandığının altını çizerek, "Türkiye'de net bir süreç yaşanmıştır. Türk halkının bu demokratik olgunluk sebebiyle tebrik edilmesi gerekirken, böyle net olmayan alanda açıklamalar yapılması Türkiye'deki demokratik olgunluğa gösterilmesi gereken saygıdan uzak bir yaklaşım olarak ele alınır." şeklinde konuştu.

AGİT'in son referandum ile ilgili açıklamalarının anlaşılır olmadığına dikkati çeken AB Bakanı Ömer Çelik, "Bu iddiaların ve açıklamaların mesnetsiz olduğunu, herhangi bir temele yaslanmadığını ve objektiflikten uzak olduğunu özellikle vurgulamak isterim." dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik, AGİT gözlemcilerinin iddialarına ilişkin olarak, "Türkiye'nin seçimlere ve referandumlara ilişkin hukuki alt yapısı bellidir ve bu çok güçlüdür." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin Avrupa'daki birçok ülkeden daha güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirten AB Bakanı Ömer Çelik, "Referandumun ardından yapılan açıklamaların sınırları aştığını ve Türk seçmenin egemenliğini ifade hakkına saygı duymadığını gösteren bazı alanlara girdiğini ifade ediyoruz." şeklinde konuştu.

Bakan Ömer Çelik, "Evet" yanlısı kampanyaların çeşitli Avrupa ülkeleri tarafından demokratik toplanma hakkına aykırı bir biçimde engellendiğini hatırlatarak, AGİT bildirgesinde bu duruma hiçbir atıfta bulunulmamasının, bu misyonun tarafsızlığına gölge düşürdüğünü söyledi.

Olağanüstü hal (OHAL) uygulamasının referandum sürecine olumsuz hiçbir etki yapmadığının altını çizen Bakan Ömer Çelik, OHAL'in tam tersine terör örgütlerinin kurduğu baskıları engelleyerek, halkın iradesinin net bir şekilde ortaya çıkmasını sağladığını kaydetti.

AB Bakanı Ömer Çelik, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) halk oylamasında mühürsüz oy pusulalarının kullanılması açıklamasına yönelik AGİT'in yaklaşımının yanlış olduğunu belirterek, YSK'nın bu seçimde yaptığı içtihadın ilk kez ortaya çıkmadığını, yerleşik bir içtihada dayandığını ve önceki uygulamaların bir devamı olduğunu kaydetti.

AB Bakanı Ömer Çelik, "AGİT'in bunu meşruiyete dönük bir eksiklik olarak anlaması şeklindeki yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Bu Türkiye'deki seçimlerle ilgili yerleşik içtihatlara, demokratik vatandaşın demokratik oy hakkının korunmasına yönelik bir yaklaşımdır." dedi. 

Halk oylamasına katılım oranının Türkiye'deki demokrasinin gücünü ve derinliğini gösteren açık ve matematiksel bir gerçek olduğuna dikkati çeken AB Bakanı Ömer Çelik, "AGİT heyetinin de bu son seçimlerde yaptığı gibi teknik inceleme düzeyinde durmasını, herhangi bir şekilde siyasi mülahazalara girmemesini AGİT'in saygınlığı açısından öneriyoruz. Aksi taktirde bu değerlendirmelerin Türkiye açısından bir geçerliliği olmayacaktır." ifadesini kullandı. 

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun vize serbestisi konusunda son önerinin 16 Nisan'dan sonra AB yetkilileriyle paylaşılacağı yönündeki açıklamalarına ilişkin Bakan Ömer Çelik, "Vize serbestisi ile ilgili bu ay içerisinde nisan sonu, mayıs başı paylaşılır. Bununla ilgili çalışma AB Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı arasında gerçekleştirildi. Muhataplarımızla da temas halindeyiz." diye konuştu. 

AB Komisyonunun referanduma ilişkin usulsüzlük iddiaları hakkında şeffaf bir soruşturma başlatılması çağrısının sorulması üzerine AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye'deki mekanizmaların işlediğini ve itirazların da yapılabildiğini ifade etti. Bakan Ömer Çelik, "Türkiye'nin en büyük gücü, güçlü bir şekilde seçim yapabilmesidir, şeffaf seçimler yapabilmesidir. Türkiye öteden beri bununla övünmektedir." dedi. 

Seçimde "Hayır" oyu kullananların yaklaşımlarının da dikkate alınmasıyla ilgili yapılan açıklamaları eleştiren AB Bakanı Ömer Çelik, "Kimsenin Türkiye'nin yöneticilerine, vatandaşlarının tamamını kucaklamasıyla ilgili bir hatırlatma yapmasına gerek yok. Hepimiz kardeşiz. Bizim vatandaşlarımızın bir kısmının hatırlatılması için bizim herhangi bir Avrupa başkentinden ses duymaya ihtiyacımız yok. Biz Ankara'da zaten bu duyguyla yaşıyoruz." ifadelerini kullandı. 

Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerin geleceğine ilişkin de AB Bakanı Ömer Çelik, "Türkiye ve AB ilişkilerinin açık bir zihinle, objektif kurallara bağlı olarak demokratik bir şekilde yürütülmesi lazım. Bu, gece gündüz Erdoğan karşıtlığı yaparak, gece gündüz Türkiye karşıtlığı yaparak olmaz." şeklinde konuştu. 

AB Bakanı Ömer Çelik, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin 25 Nisan'da Türkiye'nin yeniden siyasi denetime alınıp alınmamasına yönelik alacağı kararla ilgili şunları kaydetti:

"Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde bu kararı alacaklara özellikle seslenmek istiyorum. Herhangi bir şekilde demokrasisi tehdit altında olan, egemenliğine karşı terör saldırıları düzenlenen ülkeyle dayanışma konusundaki davranış profiliniz nedir? Eylem takviminiz nedir? Tanışma ajandanız nedir? Bütün bunlarla ilgili güçlü bir şekilde iş birliği oldu da Türkiye bunları ret mi etti? Ya da Türkiye ile bu konularda biz güçlü bir iş birliği yapalım, Türkiye'nin demokrasisini, hukuk devletini korumak hususunda içinden geçilen bu zor koşullarda iş birliği üretelim denildi de Türkiye bunu ret mi etti? Tam tersine ilk günden itibaren negatif ve dışlayıcı bir yaklaşım ürettiler." 

Kaynak: AA


Diğer Etkinlikler

Image
 
Image
 
Image
 
Image
 
Image
 

Güncelleme: 02/05/2017 / Hit: 1,065